Geleneksel Öğretmen Alışkanlıklarından Nasıl Vazgeçebilirim?

Alt Başlıklar

Öğretmenliğe başlarken çoğumuz aynı kalıpla yola çıktık: Çok anlatan, kontrolü hep elinde tutan, sınıfı sessizlikle ölçen bir geleneksel öğretmenlik modeli. Fakat bugün sınıflar değişti, öğrenciler değişti, okul kültürü değişti. Değişmeyen tek şey, içimize işleyen o eski alışkanlıklar.

Birçok öğretmen artık şunu hissediyor:
“Bu yöntemler çalışmıyor. Bir şeyleri farklı yapmam gerekiyor.”

İşte tam burada kritik soru ortaya çıkıyor:
Geleneksel öğretmen alışkanlıklarından nasıl vazgeçebilirim?

Bu içerikte amacım seni eleştirmek değil; dönüşümün başladığı o eşiği göstermek. Çünkü doğru farkındalıkla, küçük adımlarla ve destekle, öğretmenlik kimliğini yeniden şekillendirmek mümkün.

Neden Geleneksel Öğretmen Alışkanlıklarını Bırakmak Zor Geliyor?

Öğretmenlerle çalışırken en sık duyduğum cümlelerden biri şu:
“Değişmek istiyorum ama nereden başlayacağımı bilmiyorum.”

Bu çok doğal. Çünkü yıllar içinde oluşan alışkanlıklar yalnızca sınıf içinde tekrarladığımız davranışlar değil; bizi güvende hissettiren bir öğretmenlik kimliğinin parçası. Geleneksel yöntemleri bırakmak çoğu öğretmen için, “Ben yıllardır böyle yapıyordum, şimdi ne olacak?” kaygısını tetikliyor.

Sistemin rol beklentisi de bu zorluğu artırıyor. Fakültelerde ve okullarda hâlâ 90’ların öğretmeni yetiştiriliyor; yani bilgi aktaran, hep anlatan, disiplinle sınıfı yöneten bir model. Bu rolün dışına çıkmak, öğretmen için yalnızca pedagojik bir değişim değil; aynı zamanda psikolojik bir kırılma.

Buna bir de dış baskılar ekleniyor:

  • “Sınıfı sessiz tutmalıyım.”
  • “Veliler disiplin bekliyor.”
  • “İdare otorite istiyor.”
  • “Öğrenci sormuyor ama problem de çıkarmasın yeter.”

Bu baskılar, öğretmenin modern yöntemlere geçmesini değil, alıştığı kalıplara geri dönmesini kolaylaştırıyor.

Burada önemli olan şu:
Alışkanlıkların seni tanımlamıyor.
Sadece bugüne kadar “öyle olması gerektiği” söylendiği için onlara tutunuyorsun.

Dönüşümün ilk adımı işte bu farkındalığı kabul etmek. Öğretmenlik rolünü yeniden kurabilmek için önce mevcut rolün neden bu kadar güçlü olduğunu görmek gerekiyor. Bu farkındalık olmadan hiçbir değişim kalıcı olmuyor.

Artık İşe Yaramayan Geleneksel Öğretmen Davranışları

Bu bölüm, öğretmeni suçlamak için değil; bugün sınıflarda neden “tıkanma” yaşandığını göstermek için önemli. Çünkü çoğu öğretmen aslında yanlış bir şey yaptığını değil, artık çalışmayan bir modele sıkıştığını hissediyor.

Bugün pek çok sınıfta karşılığı olmayan birkaç davranış var:

Çok anlatmak → Az etki oluşturuyor.
Öğrenciler artık bilgiye erişemediği için değil, bilginin içinde kaybolduğu için zorlanıyor. Uzun anlatımlar onları güçlendirmiyor, sadece koparıyor.

Tek yönlü iletişim → Öğrenciyi pasifleştiriyor.
“Ben anlatayım, onlar dinlesin.” modeli, yeni nesilde çalışmıyor. Dinlemeyen, katılmayan, ilişkilenmeyen öğrenci artık daha yaygın.

Disiplin = Sessizlik sanmak → Sınıfı kırılgan hale getiriyor.
Sessizlik, kontrol gibi görünebilir ama çoğu zaman iletişimin koptuğu anlamına geliyor. Sınıfın gerçek ihtiyacını perdeleyen bir yanı var.

Tüm öğrenciye aynı yöntemle öğretmek → Çoğu öğrenciyi dışarıda bırakıyor.
Tek bir öğretim modeli artık hiçbir sınıfı taşımıyor. Öğrenciler çok farklı; ama öğretmenlerin elindeki araç hâlâ tek tip.

Bu davranışlar kötü olduğu için değil, zamanı geçtiği için artık sonuç üretmiyor.
Ve en yorucu tarafı şu:
Öğretmen daha çok çabaladıkça, karşılık daha da azalıyor.

İşte değişim ihtiyacı burada beliriyor. Geleneksel yöntemler öğretmeni korumuyor, aksine yavaş yavaş tüketiyor.
Dönüşümünü başlatacak kapı tam olarak burada:
“Bu davranışlar artık sınıfa hizmet etmiyor.”

Modern Öğretmenlik Neyi Gerektiriyor?

Geleneksel alışkanlıkların artık işe yaramadığını görmek önemli; fakat esas dönüşüm, yerini neyin alacağını anlamakla başlıyor. Modern öğretmenlik, “daha fazla yöntem bilmek” değil; öğretmenliğin içindeki rolü yeniden tanımlamak demek.

Bugünün öğretmeni artık bilgiyi aktaran kişi değil;
öğrencinin öğrenme sürecini yöneten,
ilişkiyi kuran,
sınıfın psikolojisini okuyabilen,
öğrenciyi merkeze alan kişi.

Bu dönüşümü belirleyen birkaç temel nokta var:

1. Anlatan değil, ilişki kuran öğretmen modeli
Yeni nesil, otoriteyle değil ilişkiyle bağ kuruyor. Öğrenci öğretmeni dinliyorsa, çoğu zaman öğretmeni sevdiği için dinliyor. İlişkisiz bir otorite artık çalışmıyor.

2. Öğrenciyi merkeze alan bir sınıf düzeni
Öğretmen artık sahnenin tek oyuncusu değil. Öğrenciye söz veren, düşüncesini açığa çıkaran bir yapı sınıfı canlı tutuyor.

3. Duygusal farkındalık ve sınıf içi psikoloji
Modern öğretmen, sınıftaki davranışın arkasındaki duyguyu okuyor.
Soru sormayan öğrenci “pasif” değil, çoğu zaman “çekingen.”
Sürekli konuşan öğrenci “saygısız” değil, “görülmek” istiyor.

4. Esnek yöntemler ve öğrenme tasarımı
Bugün öğretmen, tek bir yönteme bağlı kalmayan; sınıfın ihtiyacına göre şekil alan kişi olmak zorunda. Çünkü öğrenme artık sabit değil, akışkan.

Kısacası modern öğretmenlik, öğretmeni güçsüzleştiren kalıpları bırakıp, sınıfın dinamiğine göre hareket edebilen daha sahici bir role geçmeyi gerektiriyor.
Bu rol, daha az yoruyor.
Bu rol, daha çok karşılık veriyor.
Ve en önemlisi: Bu rol, öğretmeni yeniden “öğretmen” gibi hissettiriyor.

Eski Alışkanlıklardan Vazgeçmek İçin Nereden Başlamalısın?

Eski öğretmenlik modelinden çıkmak, bir anda “her şeyi değiştirmek” anlamına gelmiyor. Aksine, dönüşüm çoğu zaman küçük dokunuşlarla, farkındalıkla ve sınıfta atılan mikro adımlarla başlıyor. Yani mesele, “Büyük bir değişim” değil, “Doğru yerden başlamak.”

Aşağıdaki üç temel adım, öğretmenlerin dönüşüm sürecinde en çok sonuç aldığı alanlar:

1. Kendini Gözlemleyerek Başla

Bugün çoğu öğretmen sınıfı gözlemliyor ama kendisini gözlemlemiyor.
Oysa değişimin en güçlü kapısı “Ben ne yapıyorum?” sorusuyla açılıyor.

Gün sonunda kendine sorabileceğin birkaç basit soru bile düzeni değiştirebilir:

  • Bugün anlattığım bir bölümde neden kopukluk yaşandı?
  • Öğrenci hangi anda bana yaklaşabildi?
  • Hangi davranışım sınıfı gerdi, hangisi rahatlattı?

Bu küçük farkındalıklar zamanla güçlü bir öğretmenlik sezgisine dönüşüyor.

2. Mikro Değişikliklerle Başla (Bir anda değil, adım adım)

Öğretmenlikte kalıcı değişim, büyük adımlarla değil, küçük davranış değişiklikleriyle oluşuyor.
Örneğin:

  • Derse bir cümle farklı başlamak
  • Bilgi vermeden önce bir soru sorarak öğrenciyi dahil etmek
  • Dersin bir bölümünü öğrencinin yönlendirmesine izin vermek
  • Bir gün boyunca “daha az anlatma, daha çok duyma” pratiği yapmak

Bu mikro değişimler, öğretmenin sınıftaki enerjisini tamamen değiştiriyor çünkü öğrenciyi pasif konumdan çıkarıp ilişki kuran bir yapıya getiriyor.

3. Öğrenci İletişimini Yeniden Tasarla

Sınıf içindeki en büyük kırılmalar iletişimden geliyor.
Öğretmen–öğrenci arasındaki ton, güveni ve iş birliğini belirliyor.

Eski alışkanlıklar genelde şu formda çalışıyordu:
“Ben söylerim, onlar yapar.”

Modern yaklaşım ise şöyle:
“Ben sorarım, birlikte yaparız.”

Birkaç küçük iletişim değişikliği bile sınıfın havasını tamamen değiştirebilir:

  • “Neden yapmadın?” yerine “Ne engel oldu?”
  • “Söz hakkı istemeyin, sırayla.” yerine “Herkesin fikri değerli, önce kim başlamak ister?”
  • “Bu böyle yapılır.” yerine “Başka bir yol olabilir mi?”

Bu iletişim dili, öğretmenin otoritesini zayıflatmaz; tam aksine güçlendirir. Çünkü ilişki kuruldukça sınıf yönetimi kolaylaşır.

Günlük Uygulamalara Dökebileceğin Modern Öğretmenlik Alışkanlıkları

Dönüşüm, büyük teorilerle değil; sınıfta her gün uygulayabileceğin küçük pratiklerle kalıcı hale geliyor. Öğretmenlikte en çok sonuç getiren değişimler genelde sessizdir; ama etkisi güçlüdür.

Derste “anlatmaya” değil, “bağ kurmaya” başla

Sınıfa girdiğinde ilk cümle, dersin akışını belirler.
Eski model: “Açın defterleri, bugün şu konuya bakacağız.”
Yeni model: “Bugün şu sorunun cevabını birlikte bulacağız.”

İlk yaklaşım informasyon verir, ikinci yaklaşım merak oluşturur.
Merak → Odak → Öğrenme.
Bu üçlü modern öğretmenliğin temeli.

Cevap vermek yerine soru üret

Geleneksel öğretmenlik “cevabı veren” öğretmendi.
Modern öğretmenlik “soru soran” öğretmenliktir.

Küçük değişiklikler büyük fark yaratır:

  • “Doğru cevap bu.” yerine “Bu cevabı nasıl buldun?”
  • “Bu böyle yapılır.” yerine “Farklı bir yolu olabilir mi?”

Bu yaklaşım öğrenciyi pasif tüketiciden aktif üreticiye çevirir.

Öğrenciyi dinleyerek sınıfın ritmini yakala

Bugünün öğrencisi, kendisini duyan öğretmeni takip ediyor.
Bu nedenle dinlemek, sınıf yönetiminin en güçlü araçlarından biri.

Deneyebilirsin:
Bir öğrenci konuşurken gerçekten 5 saniye durup sadece ona alan açmak.
Bu küçük bekleme bile sınıfta güven duygusunu güçlendiriyor.

Disiplini baskıyla değil, şeffafkla kur

Eski model: “Sessiz olun çünkü öyle olması gerekiyor.”
Yeni model: “Konuşmak istiyorsun, biliyorum ama birbirimizi dinlemezsek ilerleyemeyiz.”

Öğrenci sebebi duyduğunda, öğretmeni daha az zorlar.
Disiplin artık korkudan değil, bağdan geliyor.

Öğrenmeyi birlikte tasarlama pratiği oluştur

Dersin 5 dakikasını bile öğrenciye bırakmak çok şeyi değiştirir.

Örneğin:
“Bugün konunun şu kısmını siz yönetin. Süre sizde.”
Bu, öğrenciye sahiplik duygusu verir. Sahiplik = katılım.

“Daha fazla anlatmak” yerine “daha fazla ilişki” kur

En büyük dönüşüm burada yaşanıyor.
Öğretmen daha çok anlattıkça sınıf kopuyor; daha çok ilişki kurdukça sınıf toparlanıyor.

İlişki kurmanın basit ipuçları:

  • Göz teması
  • İsimle hitap
  • Duyguyu fark etmek
  • Küçük mizah
  • Öğrencinin fikrini önemsediğini göstermek

Bu davranışların hiçbirinin ek süresi yok.
Ama sınıfın havasını tamamen değiştiriyor.

Öğretmenlikte Yeni Alışkanlıkları Kalıcı Hale Getirmenin Yolu

Birçok öğretmen değişime istekli. Hatta ilk adımı atıyor, bir süre uyguluyor, sınıfta farkı da görüyor. Fakat bir noktadan sonra eski alışkanlıklara geri dönme eğilimi başlıyor. Bu, “Değişim bende işe yaramıyor.” anlamına gelmiyor. Öğretmenlikte dönüşümün doğal bir engeli var: Sistem seni eskiye doğru çekiyor.

Bunu yaşayan öğretmenlerde üç ortak problem görüyorum:

1. Öğretmenlik kültürü seni eski kalıplara geri çağırıyor

Okul kültürü hâlâ geleneksel öğretmeni ödüllendiriyor:
Sessizlik = başarı,
çok anlatmak = çalışkanlık,
disiplin = baskı.

Öğretmen modern yöntemler denedikçe bazen idareden, bazen veliden, bazen meslektaşlardan “Bu şekilde olmaz.” mesajı alıyor. Bu mesajlar farkında olmadan öğretmeni tekrar eski modele itiyor.

Bu noktada bilmen gereken şu:
Senin yaptığın yanlış değil. Sistem eski, sen yenisin.
Sürtünme bu yüzden var.

2. Öğretmen dönüşümünü tek başına sürdürmeye çalışıyor

Eski alışkanlıklar sosyal alışkanlıklardır; sadece sana ait değillerdir.
Bu nedenle tek başına değiştirmeye çalıştığında zorlanman normal.

Öğretmenler dönüşümü sürdürmek için üç şeye ihtiyaç duyuyor:

  • geri bildirim
  • gözlem
  • güvenli bir gelişim alanı

Bu olmadan, değişim niyet olarak kalıyor ama gerçek davranışa dönüşemiyor.

3. Öğretmen kendini suçlayınca değişim duruyor

Bir öğretmenin en çok takıldığı nokta şu cümle:
“Demek ki ben yapamıyorum.”

Bu cümle dönüşümü kesiyor. Çünkü suçlanmış bir öğretmen, yenilik deneme cesaretini kaybediyor. Oysa sorun senin yeterliliğin değil;
yeni alışkanlıkların oturması için zamana ve tekrar etmeye ihtiyacı var.

Eski model yıllarca tekrar edildiği için güçlü.
Yeni model ise birkaç haftalık bir pratikle doğal hale gelmez.
Öğretmenin hatası değil, beynin öğrenme biçimi böyle.

Döngüyü kırmanın yolu: Kendini suçlamak yerine süreci anlamak

Dönüşüm sürecini devam ettiren öğretmenlerde ortak bir bakış açısı var:

  • Değişim bir süreçtir.
  • Bazen geri dönerim, bu normaldir.
  • Eski model beni çağırdığında bu zayıflık değil, alışkanlığın gücüdür.
  • Küçük ilerlemeler de ilerlemedir.

Bu bakış açısı öğretmeni güçsüzleştirmez; tam aksine özgürleştirir.
Çünkü şunu fark edersin:
Öğretmenlikte değişimi engelleyen şey sen değilsin; sistemin yıllarca verdiği rol.

Sen rolü değiştirmeye başladığında, sınıf zaten doğal olarak dönüşmeye başlıyor.

Öğretmenlikte Dönüşüm Bir Adımla Başlar, Bir Yolda Büyür

Geleneksel öğretmen alışkanlıklarını bırakmak bir “devrim” değil; öğretmenliğin özüne daha çok yaklaşma sürecidir. Bugün sınıflarda tıkanan şey öğretmenin iyi niyeti değil, artık çalışmayan yöntemler. Modern öğretmenlik ise öğretmene daha fazla yük bindirmiyor; aksine yükü hafifletiyor. Çünkü iletişimi güçlendiriyor, sınıfı daha öngörülebilir hale getiriyor ve öğretmenin kendisini daha yeterli hissetmesini sağlıyor.

Bu dönüşüm büyük adımlarla ilerlemiyor.
Bir soruyu farklı sormakla,
bir iletişimi yumuşatmakla,
bir öğrenciyi gerçekten duymakla bile başlıyor.

Önemli olan; fark etmek, denemek ve sürdürmek.

Öğretmenlik kültürü yıllarca seni araştıran, anlatan, otorite olan bir role itti. Ama bugün sınıfların ihtiyacı çok daha farklı: Rehberlik eden, ilişki kuran, duyguyu okuyabilen, insana dokunan bir öğretmenlik.

Bu içerikte okudukların sana şunu hatırlatsın:
Eski model seni tanımlamıyor. Yeni model ise senin tarafından şekilleniyor.

Ve bu dönüşüm yolculuğu tek başına yürünmesi gereken bir yol değil. Hazırsan, öğretmenlikte daha güçlü bir kimlik inşa etmek için bir sonraki adıma birlikte bakabiliriz.

Bu Değişimi Koç Öğretmen Eğitim Programı ile Birlikte Yapabiliriz

Öğretmenlikte dönüşüm; niyetle başlar ama rehberlikle güçlenir. Çünkü yıllardır sana dayatılan rolü tek başına değiştirmek zor. İçindeki öğretmeni yeniden inşa ederken bir yol haritasına, geri bildirime ve güvenli bir alana ihtiyaç duyarsın.

Koç Öğretmen Eğitim Programı tam burada devreye giriyor.
Bu program, sana hazır bir paket sunmuyor;
kendi öğretmenlik kimliğini, kendi sınıfının gerçeklerine göre yeniden şekillendirmeni sağlıyor.

Programda birlikte çalışırken:

  • Eski alışkanlıklarının kökenini görüyorsun.
  • Modern öğretmenlik davranışlarını adım adım oturtuyorsun.
  • Sınıfındaki gerçek sorunları sistemli bir şekilde çözüyoruz.
  • Öğretmenlikte yalnız hissettiğin alanlar güçleniyor.
  • İletişim ve sınıf yönetimi yeni bir denge kazanıyor.

Ve en önemlisi:
Bu yolculukta artık yalnız değilsin.

Eğer öğretmenliğinde yeni bir sayfa açmak, sınıfında daha etkili bir rol üstlenmek ve modern öğretmenlik alışkanlıklarını kalıcı hale getirmek istiyorsan, program tam olarak bu dönüşüm için tasarlandı.

Programda iki modül var:

  1. Koçluğa Giriş ve İlk Adım Eğitimi
  2. Koçlukta Ustalaşma ve Derinleşme Eğitimi

Koç Öğretmen Eğitim Programı’yla ilgili detaylı bilgi almak için buraya tıklayabilir ya da iletişim formundan ya da direkt olarak benimle iletişime geçebilirsin.

Hazırsan, bu adımı birlikte atabiliriz.

Daha Fazla İçerik