Bazen bir dersin ortasında fark edersin: sesin yükselmiş, nefesin hızlanmış, öğrencilerin gözleri sende ama seni gerçekten dinlemiyorlar. O an içinden geçen şey çoğu zaman nettir: “Kontrolü kaybettim.”
Bu, sadece sınıfın gürültüsünü bastıramamak değildir. Bazen duygusal bir yorgunluk, bazen birikmiş sabırsızlık, bazen de “artık ne yapsam olmuyor” hissidir. Ve bilmeni isterim, bu durum sadece senin başına gelmiyor.
Öğretmenlik, kontrolün sürekli sınandığı bir meslek. Her gün onlarca farklı duygu, beklenti ve enerjiyle karşılaşıyorsun. Kimi zaman bir öğrencinin ilgisizliği, kimi zaman idarenin baskısı ya da kendi içindeki tükenmişlik… hepsi bir araya geldiğinde o kontrol hissi yavaşça elinden kayabiliyor.
Ama işin iyi yanı şu: bu hissin farkına varmak, aslında kontrolü yeniden kazanmanın ilk adımı. Çünkü kontrol, “her şeyi yönetmek” değil; ne hissettiğini ve neden öyle davrandığını fark edebilmekle başlıyor.
Kontrolü Kaybetmek Ne Anlama Geliyor?
Öğretmenlikte “kontrolü kaybetmek” denildiğinde akla genellikle sınıfta disiplini sağlayamamak gelir. Oysa durum bundan çok daha geniştir. Bazen kontrolü kaybetmek, sesini yükseltmek değil; sabrının tükendiğini, enerjinin azaldığını fark ettiğin o küçük anlarda olur.
Bu duygu genellikle fark ettirmeden başlar. Ders planın işler, ama sınıfın enerjisi seninle aynı ritimde değildir. Uyarırsın, tekrar anlatırsın, ama bir noktada içinden bir ses “artık yeter” der. İşte o an, kontrol dış dünyadan iç dünyaya kayar.
Bu da seni kötü bir öğretmen yapmaz. Çünkü kontrol kaybı, bir eksiklik değil, bir sinyaldir. “Bir şeyler fazla geldi” demenin beden ve zihin yoludur. Bu farkındalığı yakalayabilmek ise aslında profesyonelliğin bir parçasıdır.
Gerçek kontrol, sınıfı değil, kendini yönetebilmekle başlar. Dışarıdaki sesleri susturmak değil, içindeki sesi duymayı öğrenmekle.
Kontrol Kaybının Altında Yatan Gerçek Sebepler
Sınıfta kontrolü kaybetmek bir anda ortaya çıkmış gibi görünür ama arkasında birikmiş birçok etken bulunur. Bu etkenleri fark etmek, süreci anlamanın ve yeniden denge kurmanın en net yoludur.
Öğretmenlikte kontrol kaybının temel nedenlerinden bazıları şunlardır:
- Aşırı sorumluluk duygusu: Her şeyi mükemmel yapma isteği, hata payı bırakmayan bir baskı yaratır. Bu da zamanla yıpratır.
- Sistemsel baskılar: Müfredatın yoğunluğu, sınav takvimleri ve veli beklentileri öğretmeni sürekli performans göstermeye zorlar.
- Net sınırların eksikliği: Öğrencilerle kurulan iletişimde sınırlar net değilse, enerjini korumak zorlaşır.
- Destek eksikliği: Meslektaşlar, yöneticiler veya kurum tarafından yeterli destek alınmadığında, öğretmen kendini yalnız hisseder.
- Kendi ihtiyaçlarını ertelemek: Dinlenmemek, kendine zaman ayırmamak veya duygusal olarak yenilenmemek, tükenmişlik duygusunu derinleştirir.
Kontrol kaybı, öğretmenliğe olan inancı zedeleyen bir durum değildir. Bu sinyalleri görmek, mesleki farkındalığın göstergesidir. Gerçek denge, sınıfta değil, öğretmenin kendi içinde kurduğu düzenle başlar.
Kontrolü Yeniden Kazanmak İçin Atılabilecek 5 Gerçek Adım
Kontrol duygusunu yeniden kazanmak, büyük değişimlerle değil küçük farkındalıklarla başlar. Sınıfta yaşanan zor anları bastırmak yerine anlamlandırmak, hem mesleki hem kişisel dayanıklılığı güçlendirir. Aşağıdaki verdiğim adımlar bu sürece somut bir başlangıç yapmanızı sağlar:
- Dur ve gözlemle.
Tepki vermeden önce bir an durmak, neler olduğunu fark etmeyi kolaylaştırır. Sınıfta neyin seni zorladığını, hangi durumda enerjinin düştüğünü fark et. - Nefes ritmini koru.
Zor bir an geldiğinde derin bir nefes almak basit görünür ama zihni ve bedeni aynı anda toparlar. Bu alışkanlık, tepkisel davranışları azaltır. - Sınırlarını netleştir.
Öğrencilerle kurulan sınırlar öğretmenin gücünü değil, tutarlılığını gösterir. Kuralların neden önemli olduğunu açıklamak, kontrolün doğal biçimde oluşmasını sağlar. - Günü gözden geçir.
Her dersin sonunda kısa bir değerlendirme yapmak, benzer durumların tekrar etmesini önler. “Bugün hangi anda zorlandım?” sorusu, farkındalığın ilk adımıdır. - Destek almayı normalleştir.
Meslektaşlarla deneyim paylaşmak, farklı bakış açıları kazandırır. Profesyonel bir koçtan destek almak da öğretmenliğe dışarıdan bir ayna tutar.
Tüm bu adımların amacı, sınıfta mutlak bir sessizlik yaratmak değil; öğretmenin içsel dengesini yeniden kurmaktır. Kontrol, dışarıdan değil içeriden başlar.
Kontrol Kaybı Seni Kötü Bir Öğretmen Yapmaz
Zor bir ders, ilgisiz bir sınıf ya da üst üste gelen sorumluluklar öğretmenin dengesini bozabilir. Her şey planladığın gibi gitmediğinde içinden “Artık olmuyor” demen, mesleğine olan bağlılığının azaldığı anlamına gelmez. Bu yalnızca insan olduğunun göstergesidir.
Bir gün sınıfta sakin kalamazsın, başka bir gün enerjini toplayamazsın. Bu anlar öğretmenliğini tanımlamaz. Önemli olan, bu durumları fark edip yeniden yön bulabilmektir. Kontrolü kaybettiğini hissettiğin anlar aslında bir davettir; kendini yeniden hatırlaman için.
Kendine karşı daha anlayışlı olduğunda, sınıfla kurduğun ilişki de doğal biçimde değişir. Çünkü öğrenciler, öğretmenin tonunu değil, iç dengesini hisseder. O denge kurulduğunda, sınıfta güvenli bir alan oluşur.
Gerçek güç, her şeyi kusursuzca yönetmekte değil; zorlandığın anlarda bile yeniden toparlanabilmende gizlidir.
Gerçek Güç: Sınıfı Değil, Kendini Yönetebilmek
Sınıf yönetimi denildiğinde akla otorite, disiplin ya da öğrencileri yönlendirme becerisi gelir. Oysa en etkili sınıf yönetimi, öğretmenin kendini yönetebilmesidir. Öğrenciler, öğretmenin sadece söylediklerine değil, duygusal tonuna da tepki verir. Sakin, tutarlı ve kararlı bir öğretmen, sınıfta doğal bir güven ortamı oluşturur.
Kendini yönetmek; sabrı zorlandığında durabilmek, duygularını bastırmadan fark edebilmek ve tepkilerini bilinçli seçebilmektir. Bu beceri geliştikçe, sınıftaki kontrol zaten kendiliğinden kurulur. Çünkü öğretmenin içsel durumu, sınıfın dengesini doğrudan etkiler.
Bu süreç bir mükemmellik arayışı değildir. Her öğretmen zaman zaman zorlanır. Önemli olan bu anları kişisel bir başarısızlık değil, mesleki gelişimin doğal bir parçası olarak görebilmektir. Gerçek güç, sınıfı kontrol etmekte değil; kendini tanıdıkça, öğretmenliğini dönüştürme cesaretini gösterebilmektedir.
Koç Öğretmen Eğitim Programı ile Kontrolü Yeniden Kazan
Kontrolü kaybettiğini hissettiğin anlar aslında tükenmişliğin değil, değişime hazır olduğunun göstergesidir. Öğretmenlikte denge, dış koşulların değil, içsel farkındalığın sonucudur. Bu farkındalığı güçlendirmenin en etkili yollarından biri, profesyonel koçluk desteğiyle kendini yeniden tanımaktır.
Koç Öğretmen Eğitim Programı, öğretmenlerin mesleki dengeyi kurmalarını, iletişim becerilerini güçlendirmelerini ve sınıfta kendi merkezlerinden hareket etmelerini destekler. Program, iki modülden oluşur:
Kendini yönetebilen bir öğretmen, sınıfta hem daha güçlü hem de daha sakin bir etki yaratır.
Eğer son zamanlarda kontrolü kaybettiğini hissediyor, yeniden denge kurmak istiyorsan; bu program senin için iyi bir başlangıç olabilir.
Koç Öğretmen Eğitim Programı hakkında detaylı bilgi almak ve öğretmenliğinde dengeyi yeniden keşfetmek için ilgili modülleri inceleyebilir ya da benimle direkt olarak iletişim formundan ya da WhatsApp üzerinden iletişime geçebilirsin.
Üstelik kasım ayı boyunca erken kayıt fırsatımız da var sevgili öğretmenim.


