“İdealist öğretmen” denildiğinde, çoğu öğretmenin içinde bir şey kıpırdıyor. Çünkü bu kavram, herkesin dilinde ama kimsenin tam olarak tanımlayamadığı bir yere dokunuyor. Kimi için mesleğe ilk başladığı günkü heyecan, kimi için hâlâ vazgeçmemekte ısrar ettiği bir duruş, kimi içinse artık yorucu hâle gelen bir beklenti. O yüzden idealist öğretmen ne demek sorusu, basit bir tanım arayışından çok daha fazlası.
Yıllar geçtikçe şunu fark ediyorum: Öğretmenlerin büyük bir kısmı aslında idealist olmak istiyor ama idealist öğretmenliğin neye karşılık geldiğinden emin değil. Daha çok çalışmak mı? Daha fazla fedakârlık mı? Her öğrenci için her şeyi göze almak mı? Yoksa tüm bu yükleri sorgulamak mı? İdealist öğretmen nedir sorusu tam da burada karmaşıklaşıyor. Çünkü çoğu zaman idealizm, öğretmenin kendini arka plana atmasıyla karıştırılıyor.
Bu yazıda “mükemmel öğretmen” tarifleri yapmayacağım. Kimsenin ulaşamayacağı listeler de sunmayacağım. İdealist öğretmen nasıl olmalı, idealist öğretmen özellikleri nelerdir, idalist bir öğretmen nasıl olmalıdır gibi sorulara, öğretmenin yaşadığı gerçeklikten kopmadan bakacağız. Amacım, idealist öğretmenliği yeniden düşünmek. Öğretmeni tüketen bir yük olarak değil; öğretmenin kendisini de koruyabildiği bir duruş olarak ele almak.
İdealist Öğretmen Nedir? Kavramın Gerçek Anlamı
İdealist öğretmen denildiğinde çoğu zaman gözümüzde aynı sahne canlanıyor: Yorulsa da devam eden, şartlar ne olursa olsun vazgeçmeyen bir öğretmen. Fakat bu bakış, idealizmi fazlasıyla dar bir yere sıkıştırıyor. Çünkü idealist olmak, her şeyi üstlenmek ya da sessizce katlanmak anlamına gelmiyor. Aksine, bu beklenti öğretmeni beslemek yerine zamanla yoran bir hâl alabiliyor.
İdealist öğretmenlik, öğretmenin yaptığı işi neden yaptığını unutmamasıyla ilgili bir duruş. Öğrencisine gerçekten fayda üretmek isterken kendini tamamen yok saymayan, sınırlarının farkında olan, her sorunu tek başına çözmek zorunda olmadığını kabul edebilen bir öğretmenlik hâli. İdealizm burada bir kahramanlık değil; bilinçli bir mesleki duruş olarak karşımıza çıkıyor.
İdealist Öğretmen Nasıl Olmalı?
İdealist öğretmenlik soyut bir iyi niyet hâli değil, somut bir duruş meselesi. “Nasıl olmalı?” sorusuna yanıt verirken, öğretmeni daha fazla zorlayan beklentiler üretmek yerine onu ayakta tutan noktaları görmek gerekiyor.
Yaptığı İşin Anlamını Sorgulayabilmeli
İdealist öğretmen, otomatikleşmiş bir rutinin içine sıkışıp kalmaz. Ders anlatırken, sınıf yönetirken, öğrenciyle ilişki kurarken kendine şunu sorar: “Ben burada neyi amaçlıyorum?” Bu sorgulama öğretmeni yavaşlatmaz; aksine öğretmenin mesleki pusulasını canlı tutar.
Her Şeyi Tek Başına Yapmak Zorunda Hissetmemeli
İdealist öğretmenlik çoğu zaman “herkese yetmek” gibi algılanır. Oysa gerçekçi bir idealizm, yük paylaşımını kabul edebilmeyi gerektirir. İdealist öğretmen yardım istemekten çekinmez, her sorunu kendi sorumluluğu gibi taşımayı reddeder. Bu, vazgeçmek değil; sürdürülebilir kalabilmektir.
Öğrenciyi Kurtarmaya Değil, Eşlik Etmeye Odaklanmalı
İdealist öğretmen, öğrencinin hayatını baştan sona değiştirmeye çalışan bir figür değildir. Onun yerine öğrencinin sürecine eşlik etmeyi, doğru soruları sormayı, düşünme alanı açmayı önemser. Bu yaklaşım hem öğretmeni hem öğrenciyi gerçekçi bir zeminde buluşturur.
Kendi Sınırlarını Tanıyabilmeli
İdealist öğretmen olabilmek için sınırsız olmak gerekmez. Tam tersine, sınırlarını bilen öğretmen mesleğini daha uzun soluklu yaşar. Ne zaman durması gerektiğini fark eden, her aksaklığı kişisel başarısızlık olarak görmeyen bir öğretmenlik hâli idealizmi güçlendirir.
İdealist Öğretmen Özellikleri Nelerdir?
İdealist öğretmenlik tek bir davranıştan değil, zaman içinde oluşan bazı temel özelliklerden beslenir. Bu özellikler kusursuzluk değil; farkındalık ve gelişim isteğiyle ilgilidir.
- Kendi öğretmenliğini gözlemleyebilir.
Sınıfta neyin işe yaradığını, neyin işlemediğini fark eder. Bunu kendini yargılamak için değil, öğrenmek ve gelişmek için yapar. - Öğrenmeye açık kalır.
“Ben oldum” noktasında durmaz. Yeni yaklaşımlara temkinli yaklaşsa bile kapılarını tamamen kapatmaz. Gelişimin sürekliliğini kabul eder. - Her şeyi tek başına yüklenmez.
İdealist öğretmen, her sorunun kendi sorumluluğu olmadığını bilir. Yardım istemeyi zayıflık olarak görmez. - Öğrenciyle ilişkisinde denge kurar.
Öğrenciyi kurtarmaya çalışmaz; ona eşlik eder. Mesafeyi kaybetmeden bağ kurmayı önemser. - Duygusal dayanıklılığını önemser.
Zorlandığını inkâr etmez, güçlü görünme zorunluluğuyla hareket etmez. Kendi duygularını tanıyabildiği ölçüde ayakta kalır. - Sınırlarının farkındadır.
Ne zaman durması gerektiğini bilir. Her aksaklığı kişisel başarısızlık olarak görmez.
İdealist Öğretmen Olmanın Görünmeyen Yükleri
İdealist öğretmenlik çoğu zaman dışarıdan güçlü, hatta takdir edilen bir duruş gibi görünür. Fakat işin içine girildiğinde, bu duruşun öğretmenin omzuna sessizce yük bindirdiği fark edilir. Kimse bunu açıkça söylemez; öğretmen de çoğu zaman söylemez. Çünkü idealist olmak, şikâyet etmeme hâliyle karıştırılır.
Zamanla öğretmen, daha fazlasını yapması gerektiğine inanır. Biraz daha hazırlık, biraz daha sabır, biraz daha fedakârlık… Sınırlar belirsizleşir. Dinlenmek ya da geri çekilmek suçluluk duygusuyla eşleşir. Sanki idealist öğretmen, kendine alan açtığında eksik kalacakmış gibi bir iç ses oluşur. Bu ses çoğu zaman öğretmeni yavaş yavaş yorar.
Bir noktadan sonra tükenmişlik yüksek sesle gelmez. Büyük bir kopuş yaşanmaz. Daha çok içten içe bir soğuma olur. Heyecan azalır, anlam bulanıklaşır. Dışarıdan bakıldığında hâlâ “iyi öğretmen” gibi görünen biri vardır ama içeride başka bir şey yaşanır. Üstelik sistemdeki pek çok eksik de fark edilmeden öğretmenin sorumluluğu hâline gelir. İdealizm, öğretmenin taşıması gerekmeyen yükleri normalleştiren bir role dönüşür.
İdealist Öğretmenlikte Koçluk Bakış Açısı
İdealist öğretmenlik çoğu zaman yalnız yürünmesi gereken bir yol gibi anlatılır. Öğretmen güçlü olacak, dayanacak, devam edecek… Oysa öğretmenin kendiyle temas kurabildiği, durup düşünebildiği alanlar olmadan idealizmin uzun süre ayakta kalması zorlaşır. Tam da burada koçluk bakış açısı devreye girer.
Koçluk, öğretmene “nasıl daha iyi öğretmen olunur” listesini sunmaz. Onun yerine öğretmenin kendine şu soruları sorabildiği bir alan açar: Ben bu meslekte neredeyim? Neyi taşıyorum, neyi taşımak zorunda değilim? İdealist olmak benim için ne anlama geliyor? Bu soruların cevapları öğretmenden öğretmene değişir ve koçluk tam da bu kişisel alanı önemser.
İdealist öğretmenlik, dış beklentilerle değil, içeriden kurulduğunda güçlenir. Koçluk yaklaşımı öğretmenin sınırlarını fark etmesine, yüklerini ayırmasına ve mesleki duruşunu yeniden inşa etmesine destek olur. Böylece idealizm, öğretmeni tüketen bir baskı olmaktan çıkar; öğretmenin kendisiyle uyumlu bir öğretmenlik hâline dönüşür.
Son Söz: İdealist Öğretmenlik Bir Tanım Değil, Bir Yolculuktur
İdealist öğretmen olmak, kusursuz olmak anlamına gelmez. Her şeye yetmek, herkesi memnun etmek ya da hiç yorulmamak da değildir. İdealist öğretmenlik, öğretmenin yaptığı işi neden yaptığını unutmadan, kendini de bu yolculuğun dışında bırakmadan ilerleyebilmesidir.
Eğer sen de idealist öğretmen olma hayalini canlı tutmak istiyor ama bunu kendini tüketmeden nasıl yapacağını sorguluyorsan, bu yolculukta yalnız yürümek zorunda değilsin. Koçluk temelli çalışmalar, öğretmenin kendi öğretmenliğini yeniden anlamlandırabileceği bir alan sunar.
Bu sürece dair daha fazla bilgi almak ve koçluk programlarımı incelemek için benimle iletişime geçebilirsin.


